Etiket: istanbul ortopedi

kikirdak-doku

Kıkırdak Doku

Kıkırdak(Kartilaj) Doku Nedir?

Kıkırdak yapısı ve işlevi düşünüldüğünde çok özel ve işlevsel bir dokudur. Vücudun hemen tüm eklemlerinde bulunur. Özellikle hareket etmemizi sağlayan eklemlerdeki kıkırdak doku özel bir öneme sahiptir.

Kıkırdak dokuyu bu kadar özel ve önemli yapan; hasarlandığında kendisini tamir etme gücünün hiç yada çok çok az olmasıdır. Ancak belirli şartlarda ve daha çok çocuk ve genç yaş grubunda hasarlandığında kendini tamir edebilir. Bu sebeple her hangi bir eklemdeki kıkırdak hasarı, eğer eklemin hareketini ciddi şekilde bozuyorsa, genel olarak ameliyat ile tedavi edilir.

Kıkırdak(Kartilaj) Doku Hasarları Nasıl Oluşur?

Genel olarak ileri yaşlarda kıkırdak hasarı veya bir diğer adıyla; KİREÇLENME,  zamana bağlı, yıpranma ve genetik yatkınlık sebebiyle oluşur. Bundan farklı olarak daha genç yaşlarda ve çocukluk döneminde daha çok düşme, travma, kaza gibi dış etkenlerle oluşur. Oluşma sebebi ne olursa olsun, genel olarak , kıkırdak hasarlarının tedavisi, eğer eklem hareketlerini bozuyorsa veya ağrıya sebep oluyorsa ameliyattır.

Kıkırdak (Kartilaj) Doku Tedavisi Genç ve Çocuk Yaş Grubunda Nasıldır?

Çocuk ve Genç yaş grubunda kıkırdak hasarları genelde travmaya bağlıdır ve küçük lokal bölgesel hasarlardır. Eğer çocuğun yaşı çok küçük ise, örneğin 7-13, çocuk belirli uyarılar ve önlemler yani aktivite kısıtlamalarıyla uzunca bir süre takip edilebilir ve ameliyat gerekmeyebilir. Hasta eğer 16-18 yaş civarı veya genç yaşlarda ise ve eğer bu kıkırdak hasarı geniş ve hastanın sportif aktivitelerini kısıtlıyorsa bir sürelik takipten sonra gerekirse ameliyat edilmelidir.

Kıkırdak(Kartilaj) Doku Tedavisi İleri Yaşlarda Nasıldır?

Orta ileri yaşlarda kıkırdak tedavisi hastanın yaşına ağrı ve hareket kısıtlılığı durumuna ve hasarın derecesine göre değişir. Eğer ileri derecede hasar yoksa egzersiz, kilo verme ve diz içi enjeksiyon iğneleri faydalı olabilir. Ancak çok ileri derecede kıkırdak hasarlarında bu tedaviler yeterli olmayacağından ameliyat ile tedavi uygun bir seçenek olabilir.

Kıkırdak (Kartilaj) Doku Tedavisinin Ameliyatsız Tedavisinin Çeşitleri Nelerdir?

  • Hareket ve Aktivite Kısıtlama
  • Antienflamatuar Tedavi
  • Bandaj ve Yürüme Korseleri
  • Diz içi Hyaluronik Asit Enjeksiyonları
  • Diz içi PRP enjeksiyonları
  • Diz içi Kök Hücre Enjeksiyonları
  • Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Çocuk ve Genç yaş grubunda, kıkırdağın kendi kendini tamir etme potansiyeli bir miktar bulunduğundan,ameliyat kararı vermeden, bir süre takip edilebilir ve iyileşme izlenebilir. Ancak daha ileri yaştaki genç hastalarda ameliyatsız takip süresi çok uzatılmamalıdır çünkü hasar gören kıkırdak dokunun zaten çok az olan  kendi kendini tamir etme  potansiyeli yaş ilerledikçe daha da azaldığı unutulmamalıdır.

Kıkırdak (Kartilaj) Doku Tedavisinin Ameliyat ile Tedavisinin Çeşitleri Nelerdir?

  1. Mikrokırık Yöntemi
  2. Mozaikplasti Yöntemi
  3. Kıkırdak Hücresi Nakli
  4. Kopan Kıkırdak Dokunun Emilebilir Vidalarla Tedavisi
  5. Kısmi Diz Protezi
  6. Total Diz Protezi

Kıkırdak (Kartilaj) hasralarının tedavisinde yukarıda adı geçen yöntemlerin  seçimi hastanın yaşı, kıkırdak hasarının boyutu ve yaygınlığı, kişinin aktivite derecesi ve sıklığı, yaptığı sportif faaliyetler en başta gelen ve düşünülmesi gereken faktörlerdir. Hasta titiz ve ayrıntılı bir muayeneden geçirilip, gerekli görüntüleme tetkikleri alındıktan sonra, ameliyat ayrıntılı bir şekilde planlanmalıdır.

 

Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak isterseniz İstanbul Ortopedi Kliniğimiz den bizlere ulaşabilirsiniz
Tel: 0212 296 96 52
Cep: 0505 713 60 42
Adres: Halaskargazi Cad. Sema Apt. No: 119 Kat: 2 Osmanbey, Şişli / İstanbul

Omuz Sıkışma Sendromu

Omuz Sıkışma (İmpingiment) Sendromu Nedir?

Omuz Eklemi aslında 4 eklemin beraber, uyum içinde  çalıştığı bir eklemler birlikteliğidir. Bunların adları, Glenohumeral Eklem, Akromioklavikular Eklem, Skapulatorasik Eklem, Torakoklavikular Eklem. İşte bu eklemler içinde,genel olarak,  Omuz Sıkışma Sendromu nun oluştuğu eklem  Acromioklavikular eklemi ilgilendiren patolojilerdir. Bu eklemi ilgilendiren Akromion kısmının çıkıntısının artması ve altındaki küçük aralıkta bulunan omuz için hayati öneme sahip döndürücü (rotator cuff kasları) kasları sıkıştırması Omuz Eklemi Sıkışma Sendromuna neden olduğu düşünülmektedir.

Omuz Sıkışma Sendromu Nasıl Oluşur?

Bu hastalık daha çok genetik olarak akromion denilen omuza ait kemiğin çıkıntısının fazla olup olmamasıyla ilgilidir.Tabiki, kişinin işi, yaşı ve günlük aktiviteleri, geçirdiği travmalar veya yaptığı spor aktiviteleri de Omuz Sıkışma Sendromunun ne derece gelişeceği yada gelişip gelişmeyeceği konusunda etkili olabilir.

Omuz Sıkışma Sendromu Belirtileri Nelerdir?

Omuz Sıkışma Sendromu genellikle 40 yaş civarı genç yetişkinlerin hastalığıdır ve genellikle hafif bir omuz ağrısı ile başlar, zamanla bazı omuz hareketleriyle artar. Özellikle omuz ekleminin çok zorlandığı ters hareketler yada zorlayıcı hareketlerde ağrı kendini hissettirir. Başlangıçta bu ağrı, ağrı kesici ilaçlar yada omuzu zorlayıcı hareketlerden kaçınarak azaltılabilir ve günlük işleri yapmada sıkıntıya neden olmaz. Fakat, ilerledikçe, kişi omuz hareketlerini yapmada zorlanır ve ağrı şiddeti artar. Bu süreç genelde uzun bir zamanı alır ve omuz eklem açıklığı yavaş

Omuz Sıkışma Sendromu Nasıl Tanınır?

Omuz Sıkışma Sendromu tanısı koymak için en önemli kural, uzman bir Ortopedi Hekimi tarafından ayrıntılı bir omuz muayenesi olmaktır. Hekiminiz bu muayene sırasında omuz için belirli testler yapacaktır ve bu testler sonucunda Omuz Sıkışma Sendromu tanısı kolayca koyabilecektir.

Omuz Sıkışma Sendromu Hangi tetkikler Yapılır?

Omuz eklemini ve Akromioklaviküler Eklemi gösteren faklı pozisyonlarda röntgen grafileri ve çekilen Manyetik rezonans (MR) görüntüleri tanı koymaya yardımcı olacaktır

Omuz Sıkışma Sendromu Nasıl Tedavi Edilir

Omuz Sıkışma Sendromu tedavisinde, hastalığın ağırlığına bağlı olarak öncelikle ağrı kesici antienflamatuar tedavi başlanır ve hastaya belli egzersizleri yapması anlatılır, eğer bu tedavi ile şikayetler azalmazsa, fizik tedavi tedaviye eklenir, eğer bu tedavi ile de sonuç alınamazsa eklem aralığına enjeksiyon yapılır. Bu enjeksiyon 3-4 defa 1 er hafta arayla yapılabilir. Tüm bu tedavilerden sonuç alınamazsa, eklem hareket açıklığını korumak ve ağrıyı ortadan kaldırmak için Atroskopik Dekompresyon ameliyatı gerekebilir.

Omuz Sıkışma Sendromu Ameliyatı Nasıldır?

Bu hastalığın tedavsinde kullanılan yöntem Artroskopik (Kapalı) Akromioklavikuler Dekompresyon dur. Yani kabaca sıkışmaya sebep olan çıkıntının alınması ve aralığın genişletilmesidir. Bu sırada ağrıya neden olan çıkıntının altındaki beze (bursa) da alınır. Tüm bu işlem artroskopik yani kapalı bir şekilde yapılır.Ameliyat sonrası hasta omzu kol askısına alınır

Omuz Sıkışma Sendromu Ameliyatı Sonrası Nasıldır?

Artroskopik ameliyat sonrası omuz kol askısına alınır ancak basit hareketler yapılmasına izin verilir, 2-3 gün sonra yavaş yavaş hareket açıklığını arttıracak egzersizlere izin verilir ve zaman içerisinde hareket açıklığı artar. Pansumanlar 3 günde1 yapılmalıdır. Tüm bunlar sonucunda 1 aya yakın zamanda hasta hemen hemen ağrısız bir omuza kavuşur ve en önemlisi omuzun hareket açıklığı olması gerektiği şekilde korunmuş olur. Yaklaşık 3 ay sonra kişi istediği tüm sportif aktiviteleri yapabilir hale gelir.

Artroskopik omuz cerrahisi yazısı için tıklayınız.

Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak isterseniz İstanbul Ortopedi Kliniğimiz den bizlere ulaşabilirsiniz
Tel: 0212 296 96 52
Cep: 0505 713 60 42
Adres: Halaskargazi Cad. Sema Apt. No: 119 Kat: 2 Osmanbey, Şişli / İstanbul

on-caprazbag-yaralanmalari

Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları

Ön Çapraz Bağ Nedir ve Nasıl Yaralanır?

Ön Çapraz Bağ  Yaralanmaları, Diz eklemi için hayati öneme sahip bir anatomik yapıdır. Hem diz ekleminin satabilitesini arttırır hem de dizinin hareketlerini yumuşak ve güvenli yapmasını sağlar. Bu bağ genelde travmaya yani düşme, yaralanma, kaza, dizin dönmesi, gibi sebeplerle oluşabilir. Sıklıkla, çok iyi ısınma egzersizleri yapmadan yapılan sportif faaliyetler sırasında yada ani hızlanma yada yavaşlama gerektiren hareketlerin yapılması sırasında oluşur. Koptuğu anda kişi bir kopma sesi duyabilir ve diz aniden şişer, yürümek zor hale gelir. Ön çapraz bağ koptuğunda, dış menisküs, iç menisküs ve kıkırdak doku da çeşitli derecelerde yaralanabilir.

Ön Çapraz Bağ Yaralanmasının Kısa ve Uzun Vadede Belirtileri Nelerdir?

Ön Çapraz Bağ kopmasının ilk bulguları, dizde ödem, şişme ve ağrıdır, kişi dizinin üzerine basamaz ve yürümek çok kısıtlı ve ağrılı bir hale gelir.Eğer yeterli dinlenme olursa ödem ve ağrı zamanla azalır. Eğer hasta ameliyat olmazsa ve sadece ön çapraz bağ yırtığı varsa, menisküs yırtığı veya diğer ek problemler yoksa, 3-4 hafta sonra yürümeye yavaş yavaş başlayabilir. Ancak yürüme sırasında güvensizlik hissi oluşur. Güvensizlik hissi, ön çapraz bağı yırtık kişinin adım atarken veya yürürken, her hangi bir aktivitede bulunurken yere basma sırasında dizinin kendini taşıyıp taşıyamayacağını yada bastığı yerden emin olamama durumudur. Yani kişi adım attığında tam olarak güvenli bir şekilde adım atamaz, böylece her zaman attığı adımların nereye denk geleceğini yada nereye basacağını hesaplamak zorunda hisseder. Uzun vadede devamlı dizlik takmak yada kas egzersizleri çalışmak zorundadır. Spotrif aktiviteleri yaparken hep bir tedirginlik hisseder.

Ön Çapraz Bağ Yaralanması Ameliyatı Yapılma Zamanlaması Önemli midir?

Ön Çapraz Bağ ameliyatlarını yaralanma oluştuktan hemen sonra yapmak pek sağlıklı değildir, en doğrusu yaralanmadan 1h -10 gün sonra uygun bir ödem tedavisi sonrasında ödem olabildiğince azaldıktan sonra yapmakta fayda vardır. Yapılan çalışmalarda çok erken yapılan ameliyatlarda diz sertliği gelişme olasılığı olabileceği görülmüştür. Bunun nedeni hem yoğun ödem birikimi hemde kemik ödemi gelişebilecek olmasıdır.

Ön Çapraz Bağ Ameliyatı Olunmazsa Dize Ne Olur?

Eğer Ön Çapraz Bağ ameliyatı olunmazsa kişi devamlı yürürken güvensizlik hissine kapılır ve sportif aktivitelerei yapmakta zorluk çekebilir. Uzun vadede diz ekleminin uygunsuz ileri geri hareketi sebebiyle kıkırdak fazladan yüke maruz kalabilir ve diz kireçlenmesi riski artabilir.

Ön Çapraz Bağ Ameliyatı Kimlere Yapılır?

Ön Çapraz Bağ ameliyatı aktivitesi yüksek, hareketli, sportif faaliyetlerine devam etmek isteyen kişilere uygulanır. Çok ileri yaşlarda veya çok erken yaşlarda nadiren uygulanır. Bu kararı vermede kişinin yaşından çok günlük aktivitelerinin yoğunluğu ve bu aktiviteleri devam ettirip ettirmeme isteği önemlidir.

Ön Çapraz Bağ Neden Önemlidir?

Ön Çapraz Bağ , sadece anatomik olarak dizi yerinde tutan bir bağ değildir, aynı zamanda PROPRİOSEPSİYON duyusu için de önemlidir. Propriosepsiyon duyusu, kabaca  kişinin ayağına, dizine yürüme şekline bakmadan vücududun hareketlerinden haberdar olabilmesidir şeklinde tanımlanabilir. Yani ön çapraz bağ propriosepsiyon duyusuna yardımcı olduğu için biz normalde yürürken ayağımızın veya dizimizin nereye bastığını takip etmeyiz ve bakma ihtiyacı hissetmeyiz, ama eğer ön çapraz bağ yırtıksa devamlı bir güvensizlik hissiyle, dizimize, ayağımızın nereye bastığına, nasıl yürüdüğümüze bakmak zorunda hissederiz. İşte ön çapraz bağ ameliyatı ile hem bağ anatomik olarak tamir edilmiş olur ve böylece propriosepsiyon duyusu da yerine gelmiş olur

Ön Çapraz Bağ Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Ön Çapraz Bağ Ameliyatı Artroskopik yani Kapalı ameliyattır.Ortalama yatış 1-2 gündür ve ameliyat ortalama 1-1,5 saat sürer. Bu sırada dizin iç tarafından kopan bağın yerine konulacak greftler alınır, bu greftler hazırlanıp, artroskopik olarak yerine yerleştirilir. Eğer ön çapraz bağ yırtığına ek olarak, menisküs yırtığı yada kıkırdak hasarı da varsa onlarda artroskopik olarak aynı seansta tamir edilir.

Ön Çapraz Bağ Ameliyatı Sonrası Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Nasıl Yapılır?

Ameliyattan sonra en önemli şey rehabilitasyon ve fizik tedavi ile diz kaslarının gücünün yerine getirilmesidir. Rehabilitasyon ameliyattan hemen sonra başlatılmalıdır. Önceleri hafif daha sonra daha komplez hareketler olmak üzere devam ettirilir ve her 2 hf da bir kontrol edilip ilerleme kaydedilir.

Ön Çapraz Bağ Ameliyatı Sonrası Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ne Kadar Sürer?

Rehabilitasyon ameliyattan sonra 4-6 hafta sürmelidir. Ancak bu süreç hareketsizlik içinde değil, kişinin rehabilitasyon merkezine gidip gelmesi şeklindedir ve ayakta geçirilir.Hareket, ön çapraz bağ ameliyatlarından sonra en önemli ve en çok yapılması gereken aktivitedir ve ameliyattan heman sonraki gün hasta mümkünse hemen ayağa kaldırılıp kendi kişisel ihtiyaçlarını karşılayacak kadar hareket etmesi sağlanır.

Eklem koruyucu tedavi için tıklayınız

Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak isterseniz İstanbul Ortopedi Kliniğimiz den bizlere ulaşabilirsiniz
Tel: 0212 296 96 52
Cep: 0505 713 60 42
Adres: Halaskargazi Cad. Sema Apt. No: 119 Kat: 2 Osmanbey, Şişli / İstanbul

diz-kemik-iligi-odemi

Diz Kemik İliği Ödemi

Diz Kemik İliği Ödemi

Diz kemik iliği ödemi: Dizin Spontan Osteonekrozu, dizde ağrı, hareket kısıtlılığı bazen diziçi ödem ve şişme ile seyreden çoğu durumda nedeni tam olarak bilinmeyen dizi oluşturan femur kemiğinin dizde eklem yaptığı bölgede kemiğin içinde oluşan kemik iliği ödeminin adıdır.

Diz Kemik İliği Bulguları Nelerdir?

Bu hastalık çoğu zaman nedeni bilinmeyen bir durumdur. MR kullanımının yaygınlaşmasıyla daha fazla tespit edilir olmuştur. Hastalar daha çok dizin iç tarafında dizin önüne doğru yansıyan ve 2-3 haftadır geçmeyen bir ağrı şikayeti ile gelirler. Hareket kısıtlılığı ve üzerine basamama haftalar içinde artar ve sonunda hastalar neredeyse adım atmakta çok zorlanır hale gelirler.

Çoğu zaman hastalık geçiştirilir ve ağrı kesiciler, kremler, fizik tedavi veya hasta tarafından  geleneksel yöntemlerle tedavi edilmeye çalışılır. Burada ve bu tür şikayetlerde önemli olan bu hastalıktan şüphelenilmesidir. Direk röntgen grafilerinde genel olarak bir anormalliğe rastlanmaz, ancak rutin olarak mutlaka çektirilmelidir. Daha sonra çekilen MR görüntülerinde femur medial kondillerde ve lateral kondillerde kemik iliği ödemi tespit edilir. Çoğu zaman bu ödem tibia üst ucunda da medial tarafta görülebilir.

Diz Kemik İliği Nasıl Tedavi Edilir?

Her şeyden önce hastanın istirahat etmesi ve etkilenen dizini istirahat ettirmesi hayati öneme sahiptir. İstirahat mutlaka evde ve ayak uzatılarak yapılmalı, sadece kişisel ihtiyaçlar için ayağa kalkılmalı ve mümkünse çift koltuk değneği kullanılarak, etkilenen dize neredeyse hiç yük verilmemelidir. İstirahat sağlandıktan sonra, kan sulandırıcı ve pıhtılaşmayı önleyici ilaçlar verilir ve ödemin çözülmesi beklenir. Burada amaç, kemik canlılığını devam ettirmek ve böylece kemik dokudan beslenen kıkırdak dokunun canlılığını devam ettirmeye çalışmaktır.Bu tedavi 4-6 hafta sürdürülür. 6  hafta sonunda bir kontrol MR ile kemik ödeminin gerileyip gerilemediği tespit edilir.

Cerrahi Tedavisi Var Mıdır?

Eğer 6 haftalık ilaç tedavisi ve istirahat ile kemik iliği ödeminde gerileme olmazsa artroskopik dekompresyon planlanır. Bu ameliyat etkilenen kemik bölgesinde kemik iliğini azaltmak ve olası kemik ölümünü önlemek için kemiğe bir çok ince delik açma şeklinde uygulanır. Bu delikler skopi yani görüntüyü anlık veren cihazlarla ve delikler kıkırdak dokuya kadar ama kıkırdak dokuyu geçmeyecek şekilde uygulanır. Amaç kemik iliği ödeminin neden olduğu yüksek basıncı azaltmaktır.

Cerrahi Sonrası Neler Yapılır?

Hastalar ameliyattan sonraki ertesi gün taburcu edilir. Yine yük vermeyi önleyecek çift koltuk değneği ve yatak istirahati önerilir. Aynı zamanda kan sulandırıcı ve pıhtılaşma önleyici ilaç tedavisine 6 hafta daha devam edilir.

 

Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak isterseniz İstanbul Ortopedi Kliniğimiz den bizlere ulaşabilirsiniz
Tel: 0212 296 96 52
Cep: 0505 713 60 42
Adres: Halaskargazi Cad. Sema Apt. No: 119 Kat: 2 Osmanbey, Şişli / İstanbul

eklem-koruyucu-cerrahi

Eklem Koruyucu Tedavi

Eklem Koruyucu Tedavi

Eklem Koruyucu Tedavi terimi, vücudumuzun kendi kendini tamir edebilme  konusunda doğal bir yeteneği olduğunu ve bu kendi kendini tamir edebilme yeteneğinin bazı destekleyici tekniklerle güçlendirilip, kişinin kendi doğal eklemlerinin olabildiğince işlevsel olarak korunması demektir.

Burada anlatılmak istenen eklem tedavi sürecinde tedavi tekniklerinin minimalden komplikeye, noninvaziv den invaziv cerrahiye doğru bir spekturum içerisinde basamak basamak ve her basmakta ilgili eklemi yeniden değerlendirerek  tedaviye bu şekilde yön vermektir.

Amaç, her şartta, ameliyatsız yada ameliyatla, ilaçsız yada ilaçlar yardımıyla, kısaca tedavi tekniğinden bağımsız olarak ,bilimsel tekniklerle,olabildiğince, İŞLEVSEL ve DOĞAL,ASIL EKLEMİ KORUMAKTIR.

 

NEYİ İFADE ETMEZ VE İÇERMEZ?

 Eklem Koruyucu Tedavi

  •               Ameliyatsız tedavi değildir
  •               İlaçsız tedavi değildir
  •               Fizyoterapi olmadan tedavi değildir
  •               Geleneksel yada Bitkisel tedavi yöntemleri değildir
  •               Eklemi hareketsiz kılan bir tedavi yöntemi değildir.

Neyi İfade Eder?

  • Hasta için uygun olan tedaviyi seçmeyi
  • Bu seçimi yaparken eklemi en fazla korumayı
  • Temeli eklem hareketi arttırmak düşüncesiyle hareket etmeyi
  • Bilimsel Etkinliği kanıtlanmış tedavi yöntemlerini uygulamayı
  • Bütün hareket sistemini bir bütün olarak ele almayı
  • Hareketi, sadece bir eklemin değil, vücudun birlikte bir işlevi ve gereksinimi olduğunu anlamayı

 

Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak isterseniz İstanbul Ortopedi Kliniğimiz den bizlere ulaşabilirsiniz
Tel: 0212 296 96 52
Cep: 0505 713 60 42
Adres: Halaskargazi Cad. Sema Apt. No: 119 Kat: 2 Osmanbey, Şişli / İstanbul

prp-nedir

PRP Nedir

PRP-Trombositten Zengin Plazma Tedavisi

Platelet Rich Plasma Türkçe adıyla, Plateletten yani Trombositten Zengin Plazma. Kabaca Kişiden alınan venöz kanın santrifüj cihazında işlemden geçirildikten sonra Trombositten zengin kısmının alınıp medikal amaçlı kullanılması şeklinde tarif edilebilir.

Nasıl Elde Edilir?

Neden Eritrositler, Lökositler yani akyuvar ve alyuvarlar değil de Trombositler? Bir çok nedeni var aslında, ama en önemlisi trombositlerin içeriğindeki bir çok büyüme faktörü, pıhtılaşma faktörleri  ve tamir edici faktörler ve diğer mediator dediğimiz vücudun neredeyse tüm dokularını tamir etme potansiyeli olan bu trombosit içerikleri. Ve ikinci soru; neden ve nasıl  zenginleştiriliyor? Aslında zenginleştirmeden kasıt birim volumdeki trombosit sayısını arttırmak  ve bunun yolu da alınan kanı, pıhtılaşmasını engellemek için koruduktan sonra santrifüj cihazına koyup ortalama 4000-5000 devir/dakika  merkezkaç kuvveti etkisine maruz bırakıp tüm kan elemanlarının tüp içerisinde kendi özgül ağırlıklarına göre sıralanmasını beklemek sonra da işimize yarayacak trombositlerin biriktiği kısmı steril bir şekilde almak.

Nasıl Etkiler ve Hangi Hasarları Tamir Edebilir?

Trombositle kan dolaşımıyla vücudun en ücra köşelerine bile taşınırlar, ve bir kanama veya dolaşımda bir aksama oluştuğunda hemen o bölge de birikip hasarı kapatıp damar bütünlüğünü ve yarayı tamir etmeye başlarlar. İşte bu tamir işini, içeriklerini o bölgeye boşaltarak sağlarlar. Bu kimyasal maddeler içerisinde Büyüme Faktörleri, Damar Onarıcı Faktörler, Doku Tamir Edici Faktörler gibi birçok farklı etkide maddeler vardır. Trombositlerden salınan bu faktörlerden bir çok alanda faydalanıldığı gibi, Ortopedi ve Spor Hekimliğinde de faydalanılır.

PRP uygulaması mucizevi bir tedavi şekli değildir ancak uygun patolojilerde eğer uygun hastalara uygun dozlarda uygulanırsa etkinliği yüksek bir yardımcı tedavi yöntemidir.

Eklem kıkırdağını korumak, kıkırdağı yenilemek ve eklemlerde ağrıyı azaltmak amacıyla uygun hastalarda (Evre I-II Eklem Dejenerasyonlarında)  kullanılabilir ve bu konudaki etkileri bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Genelde eklem aralığına 1 hf arayla 3 doz uygulanır.

Eklemlerin çevresindeki  bağ, kiriş, kas yaralanmalarında uygun hastalarda etkilidir. Özellikle spor yaralanmalarına bağlı kiriş, kas, tendon yaralanmalarında kullanılmaktadır.

PRP nin yara iyileşmesine olumlu etkisi olduğu bilinmektedir. Kronik yaraların tedavisi konusunda yardımcı olabilir.

PRP poliklinik şartlarında uygulanır ve uygulama sonrası hasta tüm aktivitelerine normal bir şekilde, herhangi bir kısıtlama olmadan devam edebilir.

 

Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak isterseniz İstanbul Ortopedi Kliniğimiz den bizlere ulaşabilirsiniz
Tel: 0212 296 96 52
Cep: 0505 713 60 42
Adres: Halaskargazi Cad. Sema Apt. No: 119 Kat: 2 Osmanbey, Şişli / İstanbul

kok-hucre-uygulamalari

Kök Hücre Uygulamaları

Kök Hücre(Stem Cell) Uygulamaları

Kök Hücre Uygulamaları: Son yıllarda kök hücre konusundaki araştırmalar ve uygulamalarda büyük ve heyecan verici bir patlama yaşamıştır. Neredeyse her gün bu konuda yeni bir araştırma yayınlanmakta veya yeni bir uygulama tanıtılmaktadır.

Klinik ve deneysel uygulamalarda kullanılan Kök Hücrelerin 2 tane ayrı kaynağı vardır

 

Emriyolojik Kök Hücreler

Bu hücreler embriyolojik döneminin blastokist safhasında elde edilen hücrelerdir ve Puliripotent özellikleri vardır. Embriyolojik kök hücrelerin klinik kullanımı konusunda  etik, hukuksal, güvenilirlik tartışmaları halen devam etmektedir.

 

 Erişkin Kaynaklı Kök Hücreler

Erişkin kaynaklı kök hücreler, klinik kullanımı olan hücrelerdir ve erişkin insan vücudundan elde edilir. Bu hücreler Multipotent özelliktedir; bunun anlamı normal erişkin dokularda bulunup, o dokuların tamiri ve fonksiyonlarını koruma görevi yapmaktır. Mezenşimal(Mesenchymal Stem Cell) Kök Hücre adı verilen bir erişkin kök hücre tipi ise yağ dokusuna, kıkırdak dokusuna, kas dokusuna ve kemik dokusu gibi destek dokularına dönüşebilme ve o bölgelerde oluşan hasarları tamir edebilme gücüne sahiptir. Bu da neden Mezenşimal Kök Hücrelerin klinik uygulamalarda kullanıldığını açıklamaktadır.

 

Kök Hücreler Nasıl Elde Edilir ve Nasıl Hazırlanır?

Kök Hücreler, kemik iliği, periosteom (kemik zarı), yağ dokusu, plesenta, kordon kanı, kan, amniotik sıvı, diş pulpası, sinovyal doku, deri ve iskelet kas dokuları gibi çeşitli kaynaklardan alınabilir. Bununla birlikte, kemik iliği, yağ doku ve kas dokusu, kök hücre elde edilmesi diğer yerlere göre daha kolay bölgeler ve dokular olduğundan daha çok tercih edilmektedir.

 

Çeşitli insan dokularından elde edilen kök hücreler en sıklıkla santrifügasyon yöntemiyle steril şartlarda bu iş için üretilmiş özel aparatlar ve cihazlar kullanılarak birim hacimdeki sayıları arttırılır ve klinik uygulamaya hazır hale getirilir.

 

İnsan Vücuduna Kök Hücre Uygulama Yolları Nelerdir?

Kök hücre uygulamaları: Uygulamaya hazır kök hücrele damar yolu (intravenöz)ile, eklem aralığına(intaartiküler) veya hasarlı dokuya direk enjeksiyon ile, taşıyıcılar(scaffold) üzerine ekilen kök hücrelerin ameliyat ile hasarlı bölgeye ulaştıktan sonra direk hasarlı bölgeye yerleştirme yöntemi gibi yöntemlerle uygulanabilir.

 

Kök Hücreler Hasarlı Dokuya Nasıl Etki Eder ve Onu Nasıl Tamir Eder?

Hasarlı dokuya ulaştırılan kök hücreler kemik, kas, kıkırdak, tendon, bağ dokusu yapabilir ve hasarı direk tamir edebilir ancak bu hücreler aynı zamanda bölgesel hormonal etki gösterip çeşitli kimyasallar salgılarlar bu kimyasallar içinde Büyüme Faktörleri ve Sitokin denen faydalı kimyasallar mevcuttur. Bu salgılanan maddeler, damar oluşumuna, doku tamirine, hücrelerin canlılığına, ve tamir için değişimlerine neden olurlar.

 

Ortopedide Kök Hücre Kullanım Alanları

Eklem Kıkırdağı Tamiri;  Eklem Kireçlenmesinin(Osteoartrit) erken safhalarında kullanılabilir.

Travma ve Kemik Hasarları; Kemik dokuda oluşan kaynamama veya gecikmiş kaynama(nonunion-delayed union) durumları,

Avasküler Nekroz; Avasküler Nekroz, özellikle kalça ekleminde olmak üzere eklemleri oluşturan kemiklerin  bir hastalığıdır.Kök Hücre kullanımının hastalığın erken evrelerinde kemik canlılığını kayda değer bir şekilde arttırdığı tespit edilmiştir.

Yara İyileşmesi; Kök Hücre uygulamasının yara iyileşmesini çok önemli derecede arttırdığı ve bir çoğunda tedavi ettiği bilinmektedir

Kemik-Tendon Bileşkesi ve Tendon Hasarları Tamiri; Kök Hücre uygulamasının tendon bağ yaralanmaları ve hasarlarında yüksek etkinlikle kullanılmaktadır.

Pediatrik Ortopedi; Osteogenezis imperfekta ve Büyüme Plağı hasarlarında kullanımının fayda sağladığı tespit edilmiştir

Osteoporoz; Kök Hücre uygulamalarının, diğer uygulamalarla birlikte osteoporoz tedavisinde etkili olduğu bildirilmiştir.

Kas Distrofileri; Kas zayıflığa sebep olan bu hastalık grubunda Kök Hücre kullanımın olumla sonuçları ile ilgili yazılar ve çalışmalar mevcuttur.

Omurga ve Periferik Sinir Cerrahisi; Omurga ameliyatlarında yapılan spinal füzyon(birleştirme-dondurma) işleminde etkili olduğu kanıtlanmıştır.

 

Tüm bu yazılan ve anlatılanlar gerçekten bir çok ortopedik hastalığın tedavisi için önemli gelişmelerdir ve bir çoğu bizimde klinik uygulamalarımızda uygun ve fayda görebileceğini düşündüğümüz hastalarımız için kullandığımız yöntemlerdir. Ancak şu hiç bir zaman unutulmamalıdır ki; Kök Hücre uygulamaları bir mucize tedavi yöntemi değildir ve hemen her hastalığı tedavi edebilir gibi yanlış bir izlenime kapılmak doğru değildir. Belki gelecekte ‘’Evet’’, ancak güncel olarak şu anda gerçekten çok etkili biryardımcı  tedavidir. Uygulamadan önce hasta ve hastalığı konusunda ayrıntılı bir şekilde düşünülüp plan yapılmalı ve ancak ve sadece hasta bu uygulamadan gerçek bir fayda görecekse, hasta ile birlikte uygulama kararı almalıdır.

 

Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak isterseniz İstanbul Ortopedi Kliniğimiz den bizlere ulaşabilirsiniz
Tel: 0212 296 96 52
Cep: 0505 713 60 42
Adres: Halaskargazi Cad. Sema Apt. No: 119 Kat: 2 Osmanbey, Şişli / İstanbul

hallux-rigidus-cerrahisi

Hallux Rigidus Cerrahisi

Hallux Rigidus Cerrahisi

Hallux Rigidus Cerrahisi, genellikle ayak 1.parmağın yani ayak baş parmağının ekleminin ileri derecede kireçlenip, eklem özelliğini kaybedip, ağrıya ve yürüme bozukluğuna neden olmasıdır.Eski parçalı eklem içi kırıklar, romatizmal hastalıklar, kan ve damar hastalıkları veya ileri derecede ve tedavi edilmemiş gut veya enfeksiyonlar sonucunda ayak başparmağı eklemi tutulabilir. Ayak baş parmak yürüme için hayati öneme sahiptir ve olabildiğince ağrısız yürüme ve hareket kabiliyetine döndürülmelidir.

Bu durum eğer hastanın yürümesini, ayakkabı giymesini zorlaştırıyor ve ciddi ağrıya neden oluyorsa cerrahi prosedürler faydalı olabilir. Bunların içinde 2 tip cerrahi ön plana çıkmaktadır ; birincisi etkilenen eklemin cerrahi tekniklerle dondurulup hareketsizleştirildiği Artrodez ameliyatı , ikincisi ise etkilenen ekleme uygulanan parmak protezi amaliyatıdır.

Her iki ameliyat tekniğinin de sonuçları ve hasta memnuniyeti birbirine yakındır. Seçim yapmak için uygun grafiler ve hastanın aktivitesi ve beklentileri hastayla beraber göz önüne alınmalı ve karşılıklı ayrıntılı bir plan yapılmalıdır. Amaçlanan ağrısız ve olabildiğince yürümeye yardımcı olacak bir eklem elde etmektir.

Ameliyat süresi genelde 1-1,5 saat arasıdır ve hastanede kalış süresi ortalama 2-3 gündür. Sonrasında  hastalara kontrollü yük verdirerek yürümeleri sağlanır ve bu kademeli olarak arttırılır. Bazen yük vermenin ve basmanın zarar vereceği  durumlarda yarım alçı veya atel veya yürüme botu verilebilir.

Yaklaşık 4-6 hafta sonra, ayak ameliyatlarında oluşan ödem azalır ve dokular tamir olur ve  hastalar bağımsız yürüyecek hale gelirler.

 

Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak isterseniz İstanbul Ortopedi Kliniğimiz den bizlere ulaşabilirsiniz
Tel: 0212 296 96 52
Cep: 0505 713 60 42
Adres: Halaskargazi Cad. Sema Apt. No: 119 Kat: 2 Osmanbey, Şişli / İstanbul

femur-basi-avaskuler-nekrozu

Femur Başı Avasküler Nekrozu

Femur Başı Avasküler Nekrozu

Femur Başı Avasküler Nekrozu, kalça eklemininin bir parçası olan femur başının canlılığını kaybetmesi ve sonuçta eklem işlevini görmesini engelleyen pürüzsüz küresel şeklini kaybedip, kalça ekleminde ağrı, hareket kısıtlılığı, ve yürüme bozukluğu ile sonuçlanan bir eklem hastalığıdır. İki kalçayı aynı anda veya biri diğerinden sonra olacak şekilde tutabilir.

Avasküler nekroz hemen tüm eklemlerde oluşabilir, ancak en sık kalça ekleminde görülür.

Hastalığa sebep olan kanıtlanmış bir çok sebep vardır ancak önemli bir kısmında da herhangi bir neden bulunmayabilir. Kanıtlanmış nedenler arasında en sıklıkla, kronik Steroid kullanımı vardır, kronik alkol kullanımı, kan hastalıkları, metabolik hastalıklar, kalçanın maruz kaldığı travmalar yada kırıklar, damar tıkayıcı hastalıklar ve daha bir çok durum bulunmaktadır.

Nasıl Tanınır ve Ne Şikayetlere Sebep Olur?

Hastalık sinsi bir başlangıca sahiptir. Ağrı kasıkta, bacak iç yüzünde ve dize yansıyacak şekilde olabilir ve bir çok hastalıkla rahatlıkla karışır ve bu sebeple tanı gecikmesi çok yaygındır.

Ne kadar erken tanı konulursa hastalığın tedavisi o kadar başarılı olmaktadır, çünkü erken tanı koymak hastalığın ileri safhalarında oluşacak femur başının küresel şeklini kaybetmesini mümkün olduğunca engelleyecektir. Hastalığın tespit edilmesinde Manyetik Rezonans (MR) Görüntüleme yöntemi altın standarttır ve çok kolay tanı koydurur.

Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Femur başı avasküler nekrozu tedavisinde bir çok yöntem tanımlanmıştır, bunlar arasında,

Yük Vermekte Kısıtlama

Femur Başı Dekompresyonu

Kanlanmayı Arttırıcı İlaçlar

Pıhtılaşma Önleyici İlaçlar

Yüksek Molekül Ağırlıklı Heparinler

Takviye Kıkırdak Preparatları

Trombositten Zengin Plazma PRP

Kök Hücre Uygulamaları

Unutulmaması gereken, yukarıda sayılan uygulamaların tek başına hiç birinin hastalığı iyileştirmede yeterli ve etkin olmadığıdır. Mümkün olduğu kadar erken teşhis, hastalığın tedavisi için en önemli parametredir.

Bizim uyguladığımız yöntem, yukarıdaki tekniklerin bir kombinasyonudur ve çoğu hastada etkilidir. Ancak, tüm bu yöntemlerin etkinliğine rağmen, en önemli ve dikkat edilmesi gereken etkilenmiş taraf kalça eklemine yüklenmeyi mümkün olduğunca azaltmaktır, bu da tedavi süresince tek yada çift koltuk değneği ile hareket etmeyi içerir. Hastalığın tedavi olması için, tüm tedavi süreci  boyunca olmazsa olmaz şart yük vermeyi mutlak azaltmaktır.

Biz bu uygulamayı,öncelikle kalça eklemine kanlanmayı arttırmak ve canlılığın devamını sağlamak için  5 günlük bir zaman diliminde yapıyoruz ve 5. Günde etkilenen kalçaya dekompresyon ameliyatı yapıp ertesi gün koltuk değneği ile yük vermesini kısıtlıyarak taburcu ediyoruz. Daha sonrasında aylık kontrollerle kalça ekleminin canlılığı ve ağrı, hareket açıklığı kontrolleri yapılıyor. 3 ay sonunda MR kontrollerinde canlılık yeterli ise hastanın yük vermesini kademeli bir şekilde arttırıyoruz.

 

Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak isterseniz İstanbul Ortopedi Kliniğimiz den bizlere ulaşabilirsiniz
Tel: 0212 296 96 52
Cep: 0505 713 60 42
Adres: Halaskargazi Cad. Sema Apt. No: 119 Kat: 2 Osmanbey, Şişli / İstanbul

eklem-kikirdak-tamiri-yontemi

Eklem Kıkırdak Tamiri Yöntemleri

Eklem Kıkırdak Tamiri Yöntemleri

Eklem kıkırdak tamiri yöntemi: Eklem kıkırdağı işlevi gereği eşsiz özelliklere sahiptir; eklemlerde sürtünmeyi azaltır, eklemi kayganlaştırır, hareketlerimizin devamlılığını sağlar,eklemlere binen yükü büyük oranda absorbe eder.  Kıkırdak Dokusu ,özellikle yük taşıyan, diz, kalça, ayak bileği  eklemlerinde çok önemli görevler üstlenir. Kıkırdağın en önemli yapısal özelliklerinden biri vücuttaki çoğu diğer dokulardan farklı olarak kendisinini yenileyememesidir. Eklem kıkırdak dokusu, onu besleyecek kan damarlarından ve lenfatik drenajdan tamamen yoksundur.  Yani bu, şu anlama gelir ki; herhangi bir sebeple ( travma, metabolik hastalık, yaşa bağlı dejenerasyon, yani eklem kireçlenmesi) eğer eklemde  kıkırdak hasarı oluşursa, vücut bu hasarı tamir edemez.

Kıkırdak hasarlarının tedavisi ve tamirinde bir çok yöntem bulunmaktadır, ancak her yöntem her hastayı tedavi etmediği gibi her hasta da bu tedavi yöntemlerinin hepsi için uygun olmayabilir. Kıkırdak hasarı tamirinde göz önüne alınan bir çok faktör vardır ; Yaş, Metabolik Durum, Hasarın Yaygınlığı, Hasarın Derecesi, Hastanın Aktivite yani egzersiz sıklığı ve derecesi bunlardan bazıları ve en önemlileridir. Kıkırdak hasarı tamirinde en önemli kriter ‘’ YAŞ’’ve ‘’HASARIN YAYGINLIĞI VE DERECESİ’’dir.

İlaç Tedavileri

Antienflamatuar İlaçlar

Destekleyici  Oral Yolla Alınan Ürünler

Glukozamin Sulfat ve Kondroitin Sülfat Preparatları

Eklem İçi Enjeksiyonlar

Hyaluronik Asit içerikli Enjeksiyonlar

PRP (Platelet Rich Plasma) Trombositten Zengin Plazma

Kök Hücre

Cerrahi Tedaviler

Artroslopik  Mikrokırık Yöntemi

Artroskopik Mozaikplasti

Otolog Kıkırdak Transplantasyonu

Kıkırdak İçeren Yada Kıkırdak Büyümesini Uyaran Tibbi Yamalar (Skaffoldlar)

 

Tedaviler hakkında detaylı bilgi almak isterseniz İstanbul Ortopedi Kliniğimiz den bizlere ulaşabilirsiniz
Tel: 0212 296 96 52
Cep: 0505 713 60 42
Adres: Halaskargazi Cad. Sema Apt. No: 119 Kat: 2 Osmanbey, Şişli / İstanbul

Halluks valgus hastalığı nedir?

Halluks Valgus Hastalığı

Halluks Valgus Hastalığı Nedir? Halluks Valgus Hastalığı: Ayakta kemik çıkıntısı olarak da bilinen ve erkeklere …

Ön çapraz bağ nedir

Ön Çapraz Bağ Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Ön Çapraz Bağ Nedir? Ön Çapraz Bağ Nedir? Diz Ekleminin stabilitesi ve hareketi için en önemli yapılardan biridir. …

kikirdak-doku

Kıkırdak Doku

Kıkırdak(Kartilaj) Doku Nedir? Kıkırdak yapısı ve işlevi düşünüldüğünde çok özel ve işlevsel bir dokudur. …